e
sv

ROMANDAN SONRASI ve BİR ROMAN YAZARINDA ARANAN YETENEKLER

188 Okunma — 10 Mart 2020 18:21
avatar

Veysel Tekelioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Bu yazı, Philip Stevick’in “Roman Teorisi” ve Edward Morgan Forster’in “Roman Sanatı” ile Murat Gülsoy’un “Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık” adlı eserlerinden yapılan alıntı ve esinlemelerle Kuşlukta Yazarlar Topluluğunun edebiyat oturumlarında dile getirilen fikir ve düşünceler harmanlanarak kaleme alınmıştır.

Sonrasında, yazılmasından daha çok emek verilmeyen romanlar, tozlanmış raflarda okunmamaya mahkûmdurlar.

Ellerine kalem dahi değmemiş bazı anlatıcılar duydukları, gördükleri, yaşadıkları hadiseleri kendi doğallıklarıyla öyle hikâye ederler ki onları dinlerken keyif almamak mümkün değildir. Bu bile yazarların romanlarını içlerinden geldiği gibi kaleme almalarının, kendilerine mahsus bir hikâye etme üslubu oluşturmalarının en doğal hakları olduğunu göstermek için yeterlidir, ancak hikâye etme üslubunu geliştiren en önemli hususun yazma deneyimi olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır.

Yazma deneyimi yazara, romanının amacına hizmet etmeyen anlatımlardan vazgeçme, yetersiz anlatımları zenginleştirme, kötü anlatımları iyileştirme, karmaşık anlatımları sadeleştirme, romanını bir teoriye yerleştirme yolunu açacaktır.

Romanda teorinin gerekli olup olmadığı, gerekliyse ne ölçüde gerekli olduğu, teorinin romana etkisi ve benzeri sorular, edebiyat eleştirmenlerince yıllardır tartışılmış, bu sahada yerli ve yabancı yüzlerce kitap ve makale yazılmıştır. Bu kitap ve makalelerden çıkan sonuç; yeteneğin çok önemli olduğu, ancak eğitimden yoksun bir yetenekle hikâye edilen bir romanın kulaklara vereceği sedanın, bir çoban kavalının tınısından daha öteye gitmeyeceğidir.

Tabii ki şu da unutulmamalıdır: Romanın kendine mahsus bir karaktere sahip olmasının temel şartı özgün olması, taklit olmamasıdır. Yazarlar romanlarını hiçbir kalıba, ölçüye, teoriye dayanmadan içlerinden geldiği gibi özgür şekilde hikâye etmeli, sonra derleyip toplamalı, romanını en uygun teori ile okurun karşısına çıkarmalıdır.

Bir romanın teorileştirilmesinin temel ögeleri; romanın hüviyeti, dünyası, belirleyicileri, yönlendiricileri, hikâye edilme sanatı, karakterleri ile zaman ve mekân yönetimi, sembol ve işaretlerin kullanımı, biçim ve ritim olarak açıklanabilir.

Sıradaki içerik:

ROMANDAN SONRASI ve BİR ROMAN YAZARINDA ARANAN YETENEKLER