e
sv

Romanın Hüviyeti

152 Okunma — 12 Mart 2020 18:30
avatar

Veysel Tekelioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Tobias Smolett: Roman hayatın çok ayrıntılı bir manzarasıdır.

Maurice Z. Shroder’in, “Edebi Bir Çeşit Olarak Roman” adlı denemesi, romanın özünü vurgulayarak romanı tanımlamaya çalışmıştır. Gerek Shroder’in gerekse diğer edebiyatçıların romanın hüviyeti hakkında elle tutulabilen açık bir tanım vermekten kaçınmalarının altında romanı katı kalıplara sokmanın mümkün olmadığı kaygısının yattığı anlaşılmaktadır.

Romanın hüviyeti konusunda yeterli bir tanım yoksa da edebiyat kitaplarına göre roman, hayal gücü mahsulü, oldukça uzun; en az elli bin kelime ile nesir şeklinde ifade edilen bir öyküdür. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere bir öykünün roman hüviyeti kazanabilmesi için hayal mahsulü olması, uzun olması ve nesirle ifade edilmesi gereklidir. Hatta bazı eleştirmenler tarihî, biyografik ve anı romanların gerçek bir roman hüviyetine sahip olmadığını ileri sürmüşlerdir.

Romanın hüviyetlendirilmesi adıyla başlar. Bir şeyin adı biraz da o şeyin kendidir. Romanın adı, metni bir varlık hâline dönüştürmeli, romanın ruhuna uygun bir sadelikte olmalıdır. Metinle ilgili olmayan adlar, romanın hüviyetinin algılanmasında okuru beklenmeyen noktalara götürebilir.

Kitabın adıyla birlikte romana hüviyet kazandıran bir diğer hususun kapak biçimi olduğu da unutulmamalıdır.

Sıradaki içerik:

Romanın Hüviyeti