e
sv

Romanın Yönlendiricileri

79 Okunma — 18 Mart 2020 18:42
avatar

Veysel Tekelioğlu

  • e 0

    Mutlu

  • e 0

    Eğlenmiş

  • e 0

    Şaşırmış

  • e 0

    Kızgın

  • e 0

    Üzgün

Romanın gerçek yönlendiricisi yazarıdır.

Romanın gerçek yönlendiricisi yazarıdır.

Norman Freidman, “Romanda Yapı Şekilleri” (Forms of the Plot) isimli makalesinde; “R. S. Crane, ‘Tom Jones’da Yapı’ (The Plot of Tom Jones) adlı makalesinde, …‘Bir eserde yapı, roman kişilerinin ruh yapılarından ve düşünüş biçimlerinden soyutlanmış olaylar dizisi olmaktan çok; olaylar dizisi, karakter ve düşünce unsurlarının oluşturduğu bir sentez olarak değerlendirilmedir.’ demiştir.” der.

Bundan hareketle roman yönlendiricilerini olay örgüsü, karakter ve fikir olarak sınıflandırmak mümkündür.

  1. Olay Örgüsü
Edebiyatçı Yazar Hüseyin Özbay: Olay örgüsü yalın ve özlü olmalı; her davranışın, her sözün bir önemi olmalı, parçalar birbirine bağlanmalı, cansız hiçbir şey bırakılmamalı, okur yanıltılmamalıdır. 

Polisiye romanlar olay örgüsünün öne çıktığı romanlardır. Öğretme amacı üzerine inşa edilmemiş bu romanların olay örgüsü üç unsurun sentezidir: Tecrübeyi yansıtan öz, duygu ve davranışları anlatan dil ve romanın canlandırılması için kullanılan tekniktir. Yazar romanını hangi yöntemle canlandırırsa canlandırsın, roman tutarlı bir yapı bütünlüğü içinde okura sunulmalı, kısa öyküler, desenler, gelenekler ve karakterler birbiriyle bağdaştırılmalıdır.

E. M. Forster, “Bir yazar romanının başında geçen küçük bir ayrıntıyı yeri geldiğinde hatırlamıyor, bir köprü kurup sonraki sayfalarda okura anımsattıramıyorsa belleği ile başı dertte demektir.” derken Norman Freidman, “Karakterlerden ve fikirlerden daha çok olay örgüsü öne çıkan romanların okurda uyandıracağı duygular; şüphe, ümit ve sürprizdir, çünkü eserde her şey bir bilmece ve onun çözümü etrafında düzenlenmiştir.” demiştir.

Yine Forster bir makalesinde, “… ‘Kral öldü, ardından da kraliçe öldü.’ dersek öykü; ‘… Kral öldü, sonra üzüntüsünden kraliçe de öldü.’ dersek kraliçenin niçin öldüğünün cevabı verildiğinden olay örgüsü olur.” demektedir.  

Gizem katılmamış bir roman olayların zaman sırasına göre dizilerek anlatılmasıdır. Kahvaltının ardından öğle yemeğinin, pazartesinin ardından salının gelmesi gibi. Lakin ne geçmiş ne de gelecek zaman tarih sırasına göre dizilmiş günler ya da aylar değildir.

Gerçek ne olursa olsun yaşam iki ayrı zamandan oluşmaktadır. “Kızı ancak beş dakika gördüm ama değdi doğrusu.” sözü bir taraftan zamana bağlılığı diğer taraftan zaman içinde geçen yaşamı dile getirmektedir.

Romanda bir olay geçtiğinde sorulacak soru, “Sonra ne oldu?”dur. Hadise olay örgüsünde geçerse “Niçin olmuş?” denilir. Romanın iki yönü arasındaki fark budur. “Sonra ne oldu?” sorusunun merak unsuru dışında romana sağlayacağı bir katkı yoktur, oysa olay örgüsü okurdan zekâ ve bellek ister. Meraklı insanların belleği zayıftır. Biri birine ilk karşılaştığında, “Kaç kardeşsiniz?” diye sorarsa o kişi aynı kişiyle daha sonra karşılaştığında da aynı soruyu soracaktır. “Kaç kardeşsiniz?”

Onun için romana merak unsurunun yanında olay örgüsünün de katılması gereklidir. Ancak şu gerçekte itiraf edilmelidir. Olay örgülü roman her okurun kavrayabileceği basitlikte değildir.

Olay örgüsünün temel taşlarından biri de gizemdir. Gizemi değerlendirmek, ondan tat alabilmek için zihnin bir parçası olayların peşinde koşarken diğer parçası geride kalarak olupbitenler üzerinde düşünmelidir. Olay örgüsünün diğer temel taşı bellektir. Zekâ ile bellek birbirine sıkı sıkıya bağlıdır.

Olay örgülü romanların sonu genellikle cılız biter. Bunun sebebi yazarın olay örgüsünü bir sonuca bağlama ihtiyacı hissetmesidir. “Yazar işlerin karıştığı ya da sıkıldığı zaman niçin romanı sonlandırmıyor?” sorusunun cevabı böyle bir geleneğin olmamasındandır. Bu durumlarda yazarların en büyük kurtarıcıları evlenme ve ölümdür.

2. Karakter

W. J. Harvey: Modern romanın ayırt edici niteliklerinden biri, roman kahramanının “diriliş” veya “aydınlanış” anlarıdır. Bu anlar… gerçeğin kahramana ayan beyan olduğu yoğun tecrübe anlarıdır.

Olaylardan ve fikirlerden daha çok karakterlerin öne çıktığı romanlara dindar, sahtekâr, şarlatan, kahraman karakterleri anlatan romanları örnek gösterebiliriz. Bu romanlarda karakterlerin iradesi ya da iradesizliği önem kazanmaktadır. Roman yazarı okurun evrensel değerlerini karakterlerine özümsettirdiği, giydirdiği oranda başarılı olacaktır. Buna örnek olarak “Karamazov Kardeşler”i gösterebiliriz.

Gerçek hayattakinin aksine roman karakterleri romanda gerçek kimlikleriyle okurun karşısına çıkarlar. Hemingway’a göre tasarlanmış karakterler karikatürlerdir, gerçek karakterler ise yazarın kendi iç karanlığından çekip çıkardığı gölgelerdir.

3. Fikir

Fikrin yönlendirdiği romanlarda yazarı bekleyen en büyük tehlike her fikri, hem de açıklamalı olarak okura vermeye çalışmasıdır.

Bazı romanların yönlendiricisi fikirleridir. Diğer bir ifadeyle bu romanlar okura mesaj yükleme amacıyla yazılan romanlardır. Bu romanlarda olay ve karakterler geri plandadır. Fikir amaçlı romanların sıkıcı olması kaçınılmazdır. Usta yazarlar mesajlarını dramatik yöntemle sunarak okuru sıkıcı bir ortamın içinden çıkarırlar ve bunu başarmak büyük meziyet gerektirir.

Yazarlar romanı ahlak dersi vermek için bir araç olarak görmemelidir. Romanın amacı yaşamı göstermektir. Roman her canlı varlık gibi yaşayan, kendi içinde bütünlüğü olan bir dünyadır.

Sıradaki içerik:

Romanın Yönlendiricileri